1. Ana Sayfa
  2. 7.5. Ünite
Trendlerdeki Yazı

ÜRETİMDE VE YÖNETİMDE TOPRAĞIN ÖNEMİ

ÜRETİMDE VE YÖNETİMDE TOPRAĞIN ÖNEMİ
0

ÜRETİMDE VE YÖNETİMDE TOPRAĞIN ÖNEMİ

ÜRETİMDE VE YÖNETİMDE TOPRAĞIN ÖNEMİ

İnsan ile toprak arasındaki var olan ilişki tarihin ilk dönemlerine kadar uzanmaktadır. İlk insanlar günümüzden yaklaşık olarak 8000 yıl öncesinde toprağı kullanmaya başlamışlardı. Arkeolojik kazalarla ortaya çıkarılan tarım araç gereçleri, tohum kalıntıları, su yolları insanların toprağı bir üretim aracı olarak kullandıklarını göstermektedir. Aynı zamanda toprak insanlar için bir vatan olmuş ve siyasi bir misyonu da böylece üstlenmiştir. Zaman ilerledikçe toprağın önemi artmış ve savaşların temel nedeni haline gelmiştir.

NOT: Toprağa sahip olanlar aynı zamanda ekonomik, sosyal ve siyasi gücün de belirleyicisi, yön vericisi olmuşlardı.

Şimdi kısaca toprağın üretim ve yönetimdeki yerini çeşitli uygarlıklar üzerinden inceleyelim.

  • Urartular tarıma büyük önem vermişlerdi. Toprağı sulamak ve tarımsal üretimi artırmak için su kanalları inşa etmişlerdi.
  • Hititler toprağa sadece üretim gözüyle bakmamışlar devlet teşkilatlanmasında ve ekonomide toprağı merkeze koymuşlardı.
      • Hititlerde krallar toprağın mülkiyet haklarını kendilerinde tutmuş, vatandaşlara kullanım hakkını devretmişti.
      • Toprağı işleyen kişiler ise altı arabalı askerin masraflarını topraktan elde ettikleri gelirlerle karşılamak durumundaydılar.
      • Böylece, devlet askeri giderlerin bir kısmını hazineden para ayırmadan karşılamış oluyordu.
  • Frigler’in temel geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktı. Bu nedenle özellikle tarımsal üretimi koruyabilmek için bu alanda oldukça ağır kanunlar hazırlamışlardı,
      • Öküz kesen ve saban kıranlara ölüm cezası verilmişti.
      • Ekili tarım arazilerine zarar verenlere de ağır yaptırımlar uygulanmıştı.
  • Tarım alanlarının oluşması ve yerleşik hayata geçişle birlikte toprağa bağlı mülkiyet sorunları, sınır anlaşmazlıkları, suyun kullanımı, ürünlerin zarar görmesi vb. gibi sorunlar da yaşanmaya başlanmıştı. İlkçağ uygarlıkları arasında yer alan Babiller bu alanda çok sert kurallar koymaları ile bilinir. Hammurabi Kanunlarının 42. Maddesi bize bu konuda biraz fikir verebilir.
    • Madde 42: Eğer bir kişi işlemek üzere bir tarlayı teslim alır ve o tarladan hiçbir mahsul elde edemezse bu onun tarlada çalışmadığını ispatlar ve bu kişi, komşusunun yetiştirdiği kadar tahılı tarla sahibine teslim etmelidir.
      • Hammurabi aslında bu kanun maddesiyle tarımsal üretimin devamını sağlamayı hedeflemiştir.

Yukarıda verilen kısa bilgilerden de anlaşılacağı üzere İlkçağ toplumlarında toprak sadece üretim maddesi olarak değerlendirilmemiş.

Toprak;

  • Üretimde (Ekonomi)
  • Hukukta
  • Asker yetiştirmede,
  • Yönetimde

kendini göstermiştir.

ORTAÇAĞ’DA AVRUPA VE TOPRAK 

Ortaçağ’da toprak Senyör adı verilen soylu kişilerin elindeydi. Senyörler sahip oldukları topraklarda yaşayan köylüler üzerinde de mutlak tasarruf hakkında sahipti. Bu durum feodalite adı verilen bir yönetim sistemini ortaya çıkarmıştı.

Feodalite Yönetimi:

  • Toprağın mülkiyeti Senyör’dedir,
  • Serf adı verilen köylüler toprakla birlikte alınıp satılırdı,
  • Köylüler Senyörün topraklarını işlemek zorundaydılar,
  • Senyörler aynı zamanda yargılama görevini de gerçekleştiriyorlardı,
  • Köylülerin hangi şartlarda ve ne kadar süreyle çalışacaklarına Senyörler karar verirdi,

SELÇUKLULAR

Selçuklular ikta sistemini kullanmışlardı. İkta Sistemi kısaca şu şekilde ifade edilebilir;

  • Konar-göçerleri yerleşik hayata geçirmek için devlete ait araziler Türkmenlere verilmiştir.
    • Böylece;
      • Oluşabilecek asayiş sorunları önlenmek istenmiş,
      • Araziler boş kalmamış ve üretimde devamlılık sağlanmıştır,
  • Topraklar askeri hizmetler karşılığında (görev) verilirdi,
  • Topraklardan vergi toplama işini bizzat İkta sahibi olan askerler gerçekleştirirdi.
    • Böylece;
      • Vergi gelirlerinin düzenli olarak toplanması sağlanmıştır,
  • İkta sahipleri her türlü ihtiyaçlarını yönettikleri araziden karşılamaktaydılar,
    • Böylece;
      • Devlet hazinesinden kaynak ayrılmadan büyük bir ordu sahibi olunmuştu.
  • Savaşta faydalı olan askerlere de ikta arazisi verilerek hem başarı özendirilmiş hem de ödüllendirilmişti.

OSMANLI DEVLETİ

Osmanlı Devleti toprak yönetiminde Tımar Sistemini uygulamıştı. Osmanlı Devleti fethettiği toprakların bir bölümünü devletin mülkiyetine alır, toprakların işleme haklarını ise halka bırakırdı. Halkın işlediği topraklardan elde edilen gelirler ise askeri hizmet karşılığında belli yöneticilere geçerdi. Böylece de Tımar Sistemi ortaya çıkmıştı.

Tımar Sistemi kısaca şu şekilde özetlenebilir;

Mülkiyet                              –  Devletin,

Vergi geliri toplama hakkı – Tımar Beyinin

Kullanma hakkı                    – Köylünün

Tımar Sistemi arazinin gelirine göre Has, Zeamet ve Tımar olarak üçe ayrılmıştı. Buna göre;

Has Arazi: Padişah ve ailesine ait topraklardır. Has arazilerin yıllık gelirleri 100 bin akçeden fazladır.

Zeamet Arazi: Subaşı, Defterdar ve Alay beylerine verilen topraklardır. Bu arazilerin gelirleri 20 bin ile 100 bin akçe arasındadır.

Tımar Arazi: Yıllık geliri 20 bin akçeye kadardır. Hizmet karşılığı olarak sipahi askerlere verilirdi. Tımar sahipleri gelirlerinin her 3 bin akçesi için bir asker yetiştirmek zorundaydı.

Tımar Sisteminin bazı özellikleri

  • Tımar sahibi yetiştirdiği askerlerle savaşlara katılmak zorundaydı, barış zamanlarında ise tımar bölgesinin güvenliğini sağlamakla görevliydi,
      • Yorum,
        • Savaş döneminde hazineden kaynak ayrılmadan ordu oluşturulurdu,
        • Barış zamanında devletin en ücra köşende dahi huzur ve güven ortamı sağlanmıştır,
  • Toprağın sebepsiz olarak üç yıl ard arda boş bırakılması durumunda arazi tımar sahibinden alınırdı,
      • Yorum,
        • Üretimde devamlılığın sağlanması amaçlanmıştır.
  • Tımar sahibinin köylülere, köylülerin ise tımar sahibine karşı sorumlulukları vardı.
  • Tımar sahibinin köylüye kötü davrandığının kanıtlanması durumunda tımar arazisi o kişiden alınırdı.
      • Yorum,
        • Kişi haklarının korunduğunu gösterir.

CUMHURİYET DÖNEMİ

Cumhuriyet döneminde toprak özel mülkiyete geçmiş ve insanlar kendi topraklarında yaptıkları üretimle ekonomiye katkı sunmaya başlamıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında tarım ülke ekonomisinin temelini oluşturuyordu. İlerleyen dönemde sanayileşme yaşansa da toprağa bağlı üretim aynı zamanda sanayi için ham madde kaynağı olmuştur.

Ülkemizde tarımsal faaliyetleri desteklemek, üretimin ve gelirin artmasını sağlamak, vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli kurum ve kuruluşlar oluşturulmuştur.

  • Tarım ve Orman Bakanlığı
  • Ziraat Bankası,
  • Devlet Su İşleri,
  • Tarım Kredi Kooperatifleri,

Ülkemizde tarımda verimliliği artırmak için yapılan çalışmalar şunlardır;

  • Fındık Desteği
  • Mazot ve Gübre Desteği,
  • Toprak Analizi Desteği,
  • Sertifikalı Fidan Üretimi Desteği,
  • Organik Tarım Desteği,

https://bilgininkalesi.com/kategori/ders-notlari/7-sinif-2/

Yorum Yap